Hey! Yeter artık, kesin şu kavgayı! Bıktım sizden başımı ağrıtıyorsunuz, yoruldum sizi dinlemekten! Bir sonuca varın artık ne olur. Sizi duymak da acı veriyor artık. Sürekli kavga ediyorsunuz ama hiçbir şeyin çözüldüğü, sonuca vardığı yok. Çıkın gidin beynimin içinden. Hanginiz doğru söylüyor? Hanginiz haklı? Bilmiyorum. Bunu çözmeye çalışmaktan sıkıldım artık.
Biriniz diyor ki: “Sen çok güçlüsün, kendi kendine yetersin. Kimseye ihtiyacın yok senin. Beni dinlesene! O kim ki senin kafanı böylesine bulandırabiliyor. Sen bu dünyaya onun için mi geldin? Senin amaçların, yapman gereken şeyler var. Ne yani, bu dünyaya öylesine mi getirildin? Saçmalama. Elbette ki bir amacı var burada olmanın. Tabii amacının ona kul köle olup onu tanrılaştırmak, böylece gelmiş geçmiş bütün düzeni bozmak olduğunu falan düşünüyorsan keyfin bilir. Ama bu sadece bir sınav. Seni test etmek için, bazı şeylere karşı gücünü görebilmek için. Sen bu kadarcık şeyle pes mi edeceksin? Saçmalıyorsun yine. Sen de karşı koyamıyorsan kim yapabilir söylesene. Beni dinle..”
Diğeri ise: “Umarım onu dinemeyeceksin. Görmüyor musun seni duygusuzun teki yapmaya çalışıyor. Tıpkı bir katil, bir hırsız, bir dolandırıcı kadar soğukkanlı ve duygusuz yapmaya çalışıyor. Görmüyor musun? Ne kadar inkar edersen et, içten içe bana inandığını biliyorum. Ona nasıl ihtiyacın var sen de biliyorsun. Tek kelimesiyle kul köle olmaya hazırsın. Herkes görebilir bunu sen mi göremiyorsun? Ona bakarken, onu dinlerken dalıp gitmelerini, her gece rüyanda gördüklerini nasıl unutursun ki? Unutmadın zaten, biliyorum. Unutamadın… Şimdi onu her haliyle, her konumda kabullenmeye hazırsın, yeter ki sana vereceği tek şey gülümsemesi olsun. Yaptığı her şeyi affetmeye hazırsın, yeter ki şarkılarını esirgemesin senden, değil mi? Düşündüklerini söylemekten mi utanıyorsun? Yazık olur beni dinlemezsen… Bir ruhun ölümüne yazık olur…”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder